
Ufacık meselelerin büyütülüp bir mesele haline getirilmesinden hoşlanmıyorum. Bir de bunların hakkında uzun uzadıya konuşmaktan hiç hoşlanmıyorum. Konuşmak denen şeyin sadece cevap vermek için olmasından da hoşlanmıyorum...
Yaşamak bu kadar basit ve kolayken bir başkasının bunu zorlaştırmasından hoşlanmıyorum. Kendi hayatım içinde kaybolmuşken birinin hakkı olmadığı halde bunu daha da çıkmaza sokuyor oluşundan da hoşlanmıyorum. Kendi çizdiğim hayat sınırlarımın üçüncü kişiler tarafından geçiliyor oluşundan rahatsız oluyorum ve bundan hoşlanmıyorum...
Sevdiklerimin sevenlerimi kıyas etmesinden hoşlanmıyorum. Abartı içerisinde olan her sevgi gösterisinden, kutlama bayatlığından, yüze gülünen arkadan sivrilen her duygudan, -miş gibi olan hiçbir şeyden hoşlanmıyorum...
Gerçeği söylemenin rahatlığı varken ; anlamsızca girilen gizem bulutundan hoşlanmıyorum. Seviyorum kelimesinin zoraki dayatmasından hoşlanmıyorum. Nefretin de hayata dair, insanlığa dair oluşunun unutulmuş olmasından hoşlanmıyorum...
Birini diğerinden dinlerken koşulsuzca hüküm verilmesinden hoşlanmıyorum, kime göre neyi yargılıyorsunuz acaba ? Ben böyleyim sen öylesin diye benim kötü olduğumu düşünmenden ve düşündürmenden hoşlanmıyorum...
Ağlarken gülenden, yalnızken coşandan, dost derken düşman çıkandan hoşlanmıyorum. Bunu fark ettiğimde ise takındığım tavırdan rahatsız olandan hoşlanmıyorum. Emeklerken durdurandan, koşarken çelme takandan hoşlanmıyorum...
Beni değiştirmeye çalışmandan hoşlanmıyorum. Sesim, duruşum, bakışım, fikirlerim, tarzım hepsi beni ben yaptı, senin bunu önemsemiyor oluşundan hoşlanmıyorum. Evrenin sadece sana hizmet ettiğini sandığın beyninden hoşlanmıyorum. Ben buradayım ve en az sen kadar gerçeğim bunu anlamıyor oluşundan hoşlanmıyorum...
Birbirimizi sadece sevmek için dünyaya gelmişken senin beni nefrete itmenden, sevdiğim insanları ise beğenmemenden hoşlanmıyorum. Hiç düşündün mü senin yerine neden onları sevdiğimi yada tam tersi sen sevmezken beni, onların neden beni sevdiğini ? Tüm bunların faturasının sadece bana kesilmesinden hoşlanmıyorum...
Kafam bozuk olduğunda beni anlamamandan hoşlanmıyorum. Senin de kafan bozulmuyor mu hiç ? Nasıl beni anlamazsın, bunun anlamamazlıktan gelmek olduğunu hissetmekten hoşlanmıyorum. Sen bana bunu hissettirdiğin için bu duygudan da hoşlanmıyorum...
Sadece duygularımı yanıma alıp gidemiyor olmaktan hoşlanmıyorum. Canım yalnız kalmak istediği halde yalnız kalamıyor olmaktan hoşlanmıyorum. Müziğimi istediğim ritimde dinleyemiyor olmaktan hoşlanmıyorum, sokaklarda içimdeki artist şarkı söylerken dans edememekten hoşlanmıyorum...
Evet derken alkışlanırken hayır dediğimde surat yemekten hoşlanmıyorum. İnsanım ben, seçimlerimi ben belirlerim neticede öyle değil mi ? Bunun hakkım olmadığına sen mi karar veriyorsun ? İşte bundan da hoşlanmıyorum...
Kıyas yapılmasından hoşlanmıyorum. Bana ait ne varsa benim, senin bunu seninkilerle kıyaslıyor olmandan büyük rahatsızlık duyuyorum, bu sefer hem senden hem sana aitlerden hoşlanmıyorum. Beni buna mecbur edişinden, sonrasından hakkınmış gibi davranmandan hoşlanmıyorum.
Beni anlıyorsun değil mi ? Öyle olmasını umuyorum...