hayata dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayata dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2017 Perşembe

Söyleyeceklerim var




Hayat..
Beş harf, tek kelime, milyonlarca anlam...

Ne çok şey sığdırıyoruz beş harfe, kaç mutluluk kaç keder.
Ne yaşanmışlıklar ne pişmanlıklar neler neler...
Bazen bulutlar art arda gelir, tepene yığılır. Dağıtamazsın ama dağılırsın...
Herkes payına düşen ne varsa alıyor ama öyle ama böyle...

Hayata dair yazacak pek süslü cümlelerim var, nereden başlasam bilemiyorum, en iyisi ben aklıma geldikçe yazayım sen canın istedikçe aç bak...

İnsan olmak önemli mesele, burada anlaşalım, çok karışık değil, hayatta iki çeşit insan tipi vardır iyiler ve kötüler. Ve sen nefes aldığın sürece iyi insan olmak için yaşamalısın bu hayatta, gerisi hikaye.

Kimseye zarar vermeden hayatına devam edebilmeyi öğrenmelisin, incitmemeyi bilmelisin. Kalp kırmak kolay tamiri bazen imkansız, işte bunun için dilinin kemiği olacak. Biliyorum bazen seni çok zorlayacaklar, belki bazen başaramayacaksın, ama deneyeceksin.

Seveceksin. Sevmeyi, hem de güzel sevmeyi bileceksin. Belki bir kediyi, belki bir ağacı... Ve en önemlisi belki bir kadını / adamı. Onun için sadece elinden geleni değil yüreğinden geleni yapacaksın, tüm şartları zorlayacaksın. Geldin mi gitmeyeceksin, tuttuğun eli bırakmayacaksın, kokusunu içine çeke çeke sarılacaksın. Hep yanında duracaksın arkasında değil.

Affedeceksin... Lafta değil yürekte. Affetmeyi de, yüreğine düştüğünde yapacaksın, her özrü kabul edebilirsin ama sindiremezsin. Sen, sindirmeyi başardığında koşulsuzca affedeceksin, diğer türlü affedilene de yük affedene de, bu yüzden zamanı en iyi arkadaşın belleyeceksin.

Kitap okumayı hobi değil hayat felsefesi yapacaksın. Renkli kalemlerin olacak, sevdiğin, kendini bulduğun satırları çizip boyayacaksın, çünkü ; o harfler, o cümleler sen aslında. İlerde tekrar tekrar açtığında oradaki seni ve o zamanda ki hayatını hatırlayacaksın.

İmkansız denen ne varsa, yapamazsın dedikleri ne varsa, yapacaksın. Düşeceksin belki olsun... Yaraların ve çabaların çok çok kıymetli olacak ve bunu bir tek senin bilmem yeterli olacak sana. Alkışlandığında ve yükseldiğinde sadece iyi ki kalacak cebinde, bunu öğreneceksin.

Sevdiklerine ve inandıklarına ayıracak her zaman vaktin olacak. Bundan asla ödün vermeyeceksin, bir gün herkes gittiğinden yanında kimin kalacağını çok iyi bilmelisin...Ve buna göre hareket etmelisin, üç beş saniye sonra ne olacağımızı kim biliyor ? Keşke söylenebilecek en zor ve en pişman verici kelime, bunu hafızana kazı.

Şarkıları seveceksin, hatta kendi şarkını arayıp bulacaksın. Ne zaman için yansa, ne zaman mutluluktan uçsan dudaklarında hep aynı name olsun çünkü o sensin.

Yüreğini temiz tut, yaptığın her şey birkaç surette sana dönecek, işte bundan emin olacaksın ve buna göre adım atacaksın.

Bileceksin, sınırını, haddini, nereden geldiğini, nereye gittiğini...







26 Şubat 2017 Pazar

Hoşlanmıyorum





Ufacık meselelerin büyütülüp bir mesele haline getirilmesinden hoşlanmıyorum. Bir de bunların hakkında uzun uzadıya konuşmaktan hiç hoşlanmıyorum. Konuşmak denen şeyin sadece cevap vermek için olmasından da hoşlanmıyorum...

Yaşamak bu kadar basit ve kolayken bir başkasının bunu zorlaştırmasından hoşlanmıyorum. Kendi hayatım içinde kaybolmuşken birinin hakkı olmadığı halde bunu daha da çıkmaza sokuyor oluşundan da hoşlanmıyorum. Kendi çizdiğim hayat sınırlarımın üçüncü kişiler tarafından geçiliyor oluşundan rahatsız oluyorum ve bundan hoşlanmıyorum...

Sevdiklerimin sevenlerimi kıyas etmesinden hoşlanmıyorum. Abartı içerisinde olan her sevgi gösterisinden, kutlama bayatlığından, yüze gülünen arkadan sivrilen her duygudan, -miş gibi olan hiçbir şeyden hoşlanmıyorum...

Gerçeği söylemenin rahatlığı varken ; anlamsızca girilen gizem bulutundan hoşlanmıyorum. Seviyorum kelimesinin zoraki dayatmasından hoşlanmıyorum. Nefretin de hayata dair, insanlığa dair oluşunun unutulmuş olmasından hoşlanmıyorum...

Birini diğerinden dinlerken koşulsuzca hüküm verilmesinden hoşlanmıyorum, kime göre neyi yargılıyorsunuz acaba ? Ben böyleyim sen öylesin diye benim kötü olduğumu düşünmenden ve düşündürmenden hoşlanmıyorum...

Ağlarken gülenden, yalnızken coşandan, dost derken düşman çıkandan hoşlanmıyorum. Bunu fark ettiğimde ise takındığım tavırdan rahatsız olandan hoşlanmıyorum. Emeklerken durdurandan, koşarken çelme takandan hoşlanmıyorum...

Beni değiştirmeye çalışmandan hoşlanmıyorum. Sesim, duruşum, bakışım, fikirlerim, tarzım hepsi beni ben yaptı, senin bunu önemsemiyor oluşundan hoşlanmıyorum. Evrenin sadece sana hizmet ettiğini sandığın beyninden hoşlanmıyorum. Ben buradayım ve en az sen kadar gerçeğim bunu anlamıyor oluşundan hoşlanmıyorum...

Birbirimizi sadece sevmek için dünyaya gelmişken senin beni nefrete itmenden, sevdiğim insanları ise beğenmemenden hoşlanmıyorum. Hiç düşündün mü senin yerine neden onları sevdiğimi yada tam tersi sen sevmezken beni, onların neden beni sevdiğini ? Tüm bunların faturasının sadece bana kesilmesinden hoşlanmıyorum...

Kafam bozuk olduğunda beni anlamamandan hoşlanmıyorum. Senin de kafan bozulmuyor mu hiç ? Nasıl beni anlamazsın, bunun anlamamazlıktan gelmek olduğunu hissetmekten hoşlanmıyorum. Sen bana bunu hissettirdiğin için bu duygudan da hoşlanmıyorum...

Sadece duygularımı yanıma alıp gidemiyor olmaktan hoşlanmıyorum. Canım yalnız kalmak istediği halde yalnız kalamıyor olmaktan hoşlanmıyorum.  Müziğimi istediğim ritimde dinleyemiyor olmaktan hoşlanmıyorum, sokaklarda içimdeki artist şarkı söylerken dans edememekten hoşlanmıyorum...

Evet derken alkışlanırken hayır dediğimde surat yemekten hoşlanmıyorum. İnsanım ben, seçimlerimi ben belirlerim neticede öyle değil mi ? Bunun hakkım olmadığına sen mi karar veriyorsun ? İşte bundan da hoşlanmıyorum...

Kıyas yapılmasından hoşlanmıyorum. Bana ait ne varsa benim, senin bunu seninkilerle kıyaslıyor olmandan büyük rahatsızlık duyuyorum, bu sefer hem senden hem sana aitlerden hoşlanmıyorum. Beni buna mecbur edişinden, sonrasından hakkınmış gibi davranmandan hoşlanmıyorum.

Beni anlıyorsun değil mi ? Öyle olmasını umuyorum...